10 Ocak 2011 Pazartesi

copie conforme 2010

Cnbc-e'nin kadın sesinden: "İran asıllı yönetmen Abbas Kiarostami'den kadın erkek ilişkilerine sanat üzerinden bir bakış..."
Copie Conforme yani Aslı Gibidir, bir sürü büyük vizyon filmi arasından parlayan küçük bir mücevher. Before Sunset ve Before Sunrise'ın biraz daha olgun ve dolgun bir dile ulaşmış hali. Eğer içinde Juliette Binoche varsa o film izlenir teorimi yine doğruluyor.


James Miller (William Shimell), sanata ve orjinal sanat eseri kavramına kalıplaşmış sanatsever bakışının tam tersi bir gözden bakan, orjinal veya kopya fark etmez eğer beğeniliyorsa kopyası da orjinali kadar değerlidir diyen bir yazar... Karısı Elle (ya da karısıymış gibi yapan Julette Binoche) bir sanat eleştirmeni aynı zamanda galerisi olan ve oğlu ile birlikte Toscana'da yaşayan bir kadın...



Film bu iki insanın bir gününü anlatıyor. Öncelikle bu ikisinin gerçekten karı-koca mı yoksa yeni tanışan ama karı-kocaymış gibi davranan "kopya" bir çift mi olduğunu ben gerçekten tam anlamadım. Filmin kendi oyunu da burada saklı zaten. Ama kopya ya da orjinal fark etmiyor çünkü diyaloglar o kadar akıllıca yazılmış  ki (hatta zaman zaman zekamızdan şüphe etmemizi sağlayacak kadar) 15 senedir evli bir çiftin sancılarını içinizde hissediyorsunuz.
Ayrıca Toscana'yı da gezme fırsatı buluyorsunuz. Oralardan yeni geldiğim için midir nedir genel anlamda bu filmi sevdim. Arada bir yorucu da olsa bir şekilde kendini izlettirmeyi başardı. Haftanın tavsiyesi.

5 Ocak 2011 Çarşamba

museo nazionale del cinema

Yeni yılın ilk post'u ile karşınızdayım. Bu sefer "yılbaşında ne yapacaksınız" sorusuna verecek çok havalı bir cevabımız olsun diye 1 hafta İtalya'ya gittik ve 2011'e hepinizden 1 saat sonra girdik, 1 saat daha fazla eğlendik neyse konumuza gelelim. Tümüyle rüya gibi geçen tatilin benim için en parlak anlarından biri de Torino'daki sinema müzesine gidişimiz oldu.
Museo Nazionale del Cinema sadece bir müze değil. İtalya'nın en benzersiz mimari yapıtlarından biri olan Mole Antonelliana'nın içine kurulmuş bir sinefil lunaparkı.


Bu tarihi binayı kusursuz bir sinema tarihi deneyimine dönüştüren isim ise İşviçreli sahne tasarımcısı François Confino. Öylesine güzel bir alan tasarlamış ki sinema tarihinin içinde gezerken onun bir parçası da oluyorsunuz. Müze, sizi hareketli görüntünün ilk keşfediliş yıllarıyla karşılıyor.

Burada benim hareketli görüntüyü ilk keşfediş anımı görebilirsiniz. Lumiere Kardeşlerin ruhuna fatiha okurken sinemanın doğuşunu adım adım izliyorum.
Arka arkaya siyah beyaz mini filmler izliyoruz. 10 saniyelik bir hareketli görüntünün (dans eden bir kadın) 1 yılda yapıldığını görüyoruz 'vay be' ler havalarda uçuşuyor.

Bu müze daha çok sinemanın doğuşu ile ilgili yaşattığı yolculukla büyüledi beni. Evet Superman'in kostümü, Robocop'un kıyafeti gibi değerli parçalarla güncel sinemayı da barındırıyor fakat İtalya'da olmasının verdiği doğal sonuç: tarih, keşifler, ilk kameraların nasıl bulundukları, eski çizimler, sinemada ışık, kostüm, oyunculuk, yönetmen, montaj gibi temel konuların ilk iyi örnekleri ve bunlar gibi birçok büyüleyici detayla dolu.


Örneğin kocaman bir yatakta yatıyorsunuz ve tavandaki büyük ekrandan sinema tarihindeki "yatay" sahneleri izliyorsunuz. Ya da klozet şeklindeki sandalyelerde oturup, durum komedisinin en iyi örneklerini izliyorsunuz.
En sonda da bir asansörle binanın en tepesine çıkıp Torino'ya yüksekten bakıp bir kez daha başınız döndükten sonra bir heves müze dükkanına doğru yöneliyorsunuz.
Müze ile ilgili tek hayal kırıklığı bu dükkan. Çünkü ufacık ve içerde sadece İtalyanca kitaplar var. Hiçbir şey almadan çıktım ve bir şey alabilmek için gerçekten çok zorladım kendim.
Sinemayı seven birinin kendini lunaparktaki çocuk gibi hissetmesi garanti bu müzede. Tamam Roma'sı Venedik'i Floransa'sı olabilir ama Torino da sırf bu müze için bile olsa görülmeye değer.

Gündemi yakalamak için edit:

Burası hareketli görüntülerle yapılan ilk porno-erotik filmlerin bulunduğu bölüm. Adamlar 1800'lü yıllarda başlamış biz bugün 2011'de üniversite hocalarını kovuyoruz. O da ayrı mevzu.
Erinç için 1800, 2011 fark etmiyor o da apayrı mevzu.

17 Aralık 2010 Cuma

blake edwards anısına


Pembe Panter'lerin arkasındaki en önemli isimlerden olan, meşhuuur Breakfast at Tiffany's'in yönetmeni ve benim için yeri apayrı olan The Party'nin senaristi Blake Edwards zatürre nedeniyle hayatını kaybetti.
Onun anısına The Party'nin en komik sahnelerinden biri gelsin...



Durum komedisinin en iyi örneklerinden biri olan bu muhteşem komik filmi hala izlemediyseniz çok yazık. Ayrıca Blake Edwards ile ilgili her şey burada.

14 Aralık 2010 Salı

2010 Altın Küre Adayları

Evet bu yılın Altın Küre adayları belli oldu. Taze taze yeni çıktı.

Best Actor (Drama)
Jesse Eisenberg, The Social Network
Colin Firth, The King's Speech
James Franco, 127 Hours
Ryan Gosling, Blue Valentine
Mark Wahlberg, The Fighter

Best Actress (Comedy)
Annete Bening, The Kids Are All Right
Anne Hathaway, Love and Other Drugs
Angelina Jolie, The Tourist,
Julianne Moore, The Kids Are All Right
Emma Stone, Easy A

Best Actor (Comedy)
Johnny Depp, Alice in Wonderland
Johnny Depp, The Tourist
Paul Giamatti, Barney's Version
Jake Gyllenhaal, Love and Other Drugs
Kevin Spacey, Casino Jack

Best Supporting Actor (Drama)
Christian Bale, The Fighter
Michael Douglas, Wall Street 2
Andrew Garfield, The Social Network
Jeremy Renner, The Town
Geoffrey Rush, The King's Speech

Best Actress (Drama)
Amy Adams, The Fighter
Helena Bonham Carter, The King's Speech
Mila Kunis, Black Swan
Melissa Leo, The Fighter
Jackie Weaver, animal kingdom

Best Song
"Bound to You," Burlesque
"Coming Home," Country Strong
"I See the Light," Tangled
"There's a Place for Us," Chronicles of Narnia: Dawn Treader
"You Haven't Seen the Last of Me," Burlesque

Original Score
The King's Speech
Alice in Wonderland
127 Hours
The Social Network
Inception

Best Screenplay
127 Hours
The Kids Are All Right
Inception
The King's Speech
The Social Network

Foreign Language
Biutiful
The Concert
The Edge
I Am Love
In a Better World

Best Animated Film
Despicable Me
How to Train Your Dragon
The Illusionist
Tangled
Toy Story 3

3 Aralık 2010 Cuma

if!'e doğru küçük bir anket



İf İstanbul yaklaşırken internet sitesinde küçük bir anket hazırlamışlar. Festivalin bu yıl 10. yılı olduğu için bugüne kadar festivalden geçmiş filmler arasından en beğendiklerinden bir liste oluşturmuşlar ve şimdi bizden bu liste içinden 5 film seçmemizi istiyorlar. Seçilen filmleri bu yıl İf!'te izleyebileceğiz.
oylamanızı buradan yapabilirsiniz.

1 Aralık 2010 Çarşamba

beste/güfte david lynch

Film de çekerim sergi de açarım şarkı da yaparım diyen Lynch'in son single'ı çıkmış. ITunes'dan satın alınabiliyormuş. Merak edenler için gelsin.

26 Kasım 2010 Cuma

yönetmen incileri 23

"I don't think it's the job of filmmakers to give anybody answers. I do think, though, that a good film makes you ask questions of yourself as you leave the theatre."
 

Paul Haggis

25 Kasım 2010 Perşembe

high fidelity jack black

Ne güzel bir filmimizsin sen High Fidelity.
Hele Jack Black'in haklı isyanı... Olsa da izlesek şimdi.

4 Kasım 2010 Perşembe

The Pervert's Guide To Cinema

Çağımızın pek bir postmodern pek bir alternatif filozoflarından biri olan Slavoj Zizek sinemaya takık bir insan. Yönetmeni Sophie Fiennes olan bu filmde, hayatı filmler üzerinden (ya da tam tersi) anlatan, yorumlayan, zamanında Slovenya cumhurbaşkanı adayı bile olmuş, günlük hayatın en basit detaylarından bile felsefe yapmayı başarmış, benim anlamak için 3 kez izlemek zorunda olduğum filmlerle ilgili bir izleyişte 80 sayfalık kitap (lost highway) yazabilme kapasitesine sahip Slavoj Zizek başrolde oynuyor ve sinema tarihinden çeşitli filmleri yorumluyor.





Ayrıca Zizek'i merak edenler için burada güzel bir belgesel metni yer alıyor.

3 Kasım 2010 Çarşamba

ı want candy!

Soundtrack bölümünü ne zamandır boşlamıştım. Bugün hastayım ve kendimi Marie Antoinette gibi hissetmek istiyorum. Kısacası ilgi, alaka ve bol bol şekerleme... Sofia Coppola'nın müzik seçimlerinin hastasıyım ayrıca.