Bu hafta vizyona girenlerden en çok ilgimi çeken bu oldu. Iron Man2, Prince of Persia bunlara gidin tabi ama bunlara da gidin be ya.
Türk Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Mayıs 2010 Cuma
12 Nisan 2010 Pazartesi
Bal (2010)
Cumartesi günü Altın Ayı'lı Bal'a gittik. Öncelikle Gönenç'e teşekkür ederim uzun zamandır bu kadar derin bir film izlememiştim. Üçlemenin diğer iki filmi Yumurta ve Süt'ten sadece Yumurta'yı gördüm ve Bal'ı da izledikten sonra sinemanın ticari ve popüler kaygılar olmaksızın özüne döndüğünde ne kadar keyif verebileceğini hatırladım.
Bir kere Yusuf rolündeki ufaklık (Bora Altaş) bütün filmi almış götürmüş. Küçük bir oğlan çocuğundan bu denli iyi bir oyun alabildiği için Semih Kaplanoğlu'na ne desek az. Belli ki sabırla, özenle, ince eleyip çok sık dokunarak çalışılmış.
Bazı sahneler var 30 saniyeliğine de olsa insanın içine öyle bir dokunuyor ki... Sırf o sahneler için bile izlenir. Nuri Bilge Ceylan ve Tarkovski özentisi eleştirilerini yersiz buluyorum. Tabi ki benzerlikler var. Derdini sade, müziksiz, minimum diyalogla anlatmaya çalışan sanat sinemacılarının aynı yerlere uğrayıp, zaman zaman teknikte ve içerikte kesişmeleri çok normal geliyor bana. Semih Kaplanoğlu'na ödülü sonuna kadar hak etmiş bu güzel film için tekrar tebrikler.
7 Ocak 2010 Perşembe
başka dilde aşk (2009)
Dün akşam Yasemin'le gittiğimiz “başka dilde aşk” acaip keyif verdi. Mert Fırat hem senaryoya ortak hem de başrolde mucizeler yaratıyor. Boşuna dikkatimizi çekmemiş Kapalıçarşı dizisiyle... Bu film sayesinde sinemada hikayenin önemini bir kez daha anladım. Kürek takımında yarışan, kütüphanede “sessizliği” sağlamakla görevli sağır dilsiz bir adam ile çağrı merkezinde çalışan ve insanları dinlemekten bunalmış dünyalar güzeli bir kızın aşk hikayesi. Film en temelde iletişimi sorguluyor. Nasıl anlaşıyoruz ya da anlaşamıyoruz, sözler mi önemli hareketler mi... Ayrıca bir yandan da bize engellilere nasıl yaklaştığımızı sorgulatıyor. İzlerken, tüm dünya sağır dilsiz olsaydı engelli olan ben olurdum ve hiçbir şey anlamazdım diye düşündüm. İşaret diliyle konuşulan sahnelerde biz “duyabilen dilliler” için altyazı olması ironikti. Neden bütün filmlerde sağır dilsizler için altyazı yok?
Zerre kadar duygu sömürüsüne kaçmadan böyle bir hikayeyi temiz temiz anlatan yönetmene (İlksen Başarır) ve özellikle işaret dilini mükemmel şekilde öğrenip oyunculukları ile gözlerimi dolduran Mert Fırat ve Lale Mansur’a alkışlaaar!
13 Kasım 2009 Cuma
kıskanmak (2009)
Sevgili sadık okurlarım, biraz ara vermiş gibi gözüksem de işin aslı öyle değil. İşte geldim burdayım. Dün akşam çok sevdiğim arkadaşım Gönenç ile Zeki Demirkubuz'un Kıskanmak'ına gittik. Ben şahsen filmden memnun ayrıldım. Nahit Sırrı Örik'in aynı adlı romanından bir uyarlama. Kitabı okumadım fakat filmi izleyince inanılmaz merak ettim. Salt kıskançlık duygusu üzerine koca bir kitap çok çekici geldi. Neyse filme dönelim. Bir kere her şeyden önce konusu bakımından Türk Sineması'nda pek eşi benzeri yok. Sırf bu nedenle bile gidilip görülmeye, Seniha karakterinin kıskançlık duygusunu 1500 boyutuyla bize hissettirmesini izlemeye değer. Zeki Demirkubuz ilk kez dönem filmi yapmış, yok Berrak Tüzünataç hiç iyi oynamamış gibi konulara hiç girmeyeceğim zira Internette küçük bir araştırma sizi bu türden eleştirilere kısa yoldan götürecektir. Benim için Seniha yani Nergis Öztürk filmin yıldızıydı ama Berrak Tüzünataç'ı da "kıskanmamak", hakkını vermek gerek. Tüm emeğini ortaya koymuş. Daha iyi yerlere gelecek bence. Çok güzel çalımlar var filmde. Çirkin bir kadının kıskançlığını güzel kadına yöneltmesini tüm film boyunca bekliyorsunuz fakat kıskançlık o kadar yoğun ki tek bir kişiye indirgenemez, kadının adeta içine işlemiş. Filmin tek eksik yanı kadına bu duyguların nasıl ve neden işlediğini doyasıya anlatmaması. Seniha sadece çirkin olduğu ya da bir yanaşma olduğu için bu kadar kıskanç olamaz. İşte bu yüzden en kısa zamanda kitabı okumak istiyorum. Bu haftanın en kayda değer filmi ilan ettim, gidin gittirin.
2 Ekim 2009 Cuma
karanlıktakiler (2009)
Çağan Irmak'ın yeni filmi karanlıktakiler bugün vizyona girdi. Korku filmi tadında, çok rahatsız bir anne-oğul ilişkisini anlatan Çağan Irmak bir kez daha korku-gerilim türünü sevdiğini gösteriyor. Baba-oğul ilişkisini mükemmel anlatmıştı bakalım anneyle oğlunda da aynı başarıyı yakalamış mı? Gidip görmek lazım.
24 Eylül 2009 Perşembe
köprüdekiler (2009)
Kadın sinemacı gördüm mü dayanamıyorum. O kadar azlar ki... hele bir de böyle başarılıysa burada paylaşmayayım da ne yapayım? Aslı Özge'den belgesel kıvamında, tamamen amatör oyuncularla çekilmiş Boğaziçi Köprüsü merkezli bir film. Kasım'da vizyonda. Erinç'e teşekkür ediyorum bilgi ve birikim için.
Filmin başarı hikayesine de bakın hele:
16 Temmuz 2009
KÖPRÜDEKİLER ilk uluslararası gösterimini, 5-15 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek 62. Locarno Film Festivali'nde yapıyor. Film festivalin Günümüzün Yönetmenleri Bölümü'nde Altın Leopar için yarışacak.
16 Temmuz 2009
KÖPRÜDEKİLER ilk uluslararası gösterimini, 5-15 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek 62. Locarno Film Festivali'nde yapıyor. Film festivalin Günümüzün Yönetmenleri Bölümü'nde Altın Leopar için yarışacak.
23 Haziran 2009
KÖPRÜDEKİLER Toronto Film Festival'inin Contemporary World Cinema Bölümü'ne davet edildi. Festival 10-19 Eylül 2009 tarihleri arasında gerçekleşecek.
KÖPRÜDEKİLER Toronto Film Festival'inin Contemporary World Cinema Bölümü'ne davet edildi. Festival 10-19 Eylül 2009 tarihleri arasında gerçekleşecek.
14 Haziran 2009
KÖPRÜDEKİLER 16. Adana Altın Koza Film Festivali Ulusal Film Yarışması'nda En İyi Film Ödülü'ne değer bulundu. Ödülü yönetmen Asli Özge'ye taktim eden Jüri başkanı Nuri Bilge Ceylan filmin toplumdan dikey bir kesit çıkararak sanki o toplumun bütün özelliklerini gösterdiğini belirtti.
KÖPRÜDEKİLER 16. Adana Altın Koza Film Festivali Ulusal Film Yarışması'nda En İyi Film Ödülü'ne değer bulundu. Ödülü yönetmen Asli Özge'ye taktim eden Jüri başkanı Nuri Bilge Ceylan filmin toplumdan dikey bir kesit çıkararak sanki o toplumun bütün özelliklerini gösterdiğini belirtti.
Haziran 2009
Nick James, Sight & Sound
... Hayranlık verici bir hassasiyet ve kusursuz bir zamanlamayla bir araya getirilmiş ...
24 Nisan 2009
Klaus Eder, Fipresci
... Hiç şüphe yok ki KÖPRÜDEKİLER arkasında iz bırakacak mükemmel bir film ...
Nisan 2009
Olkan Özyurt, Sabah
... KÖPRÜDEKİLER, hem İstanbul'un çeliskilerini gösterirken, hem de metropolün 'arka sokaklarına' kulak vererek, yeni bir yönetmeni müjdeleyen bir film ...
18 Nisan 2009
28.Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında verilen "Altın Lale Yılın En İyi Türk Filmi" ödülü KÖPRÜDEKİLER'e verildi. Filmin yönetmeni ve yapımcısı Aslı Özge ve filmin diğer iki yapımcısı Sevil Demirci ve Fabian Massah'a ödüllerini Altın Lale Ulusal Yarışma Jüri Başkanı Kutluğ Ataman takdim etti.
30 Mart 2009
KÖPRÜDEKİLER İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Bölümü'ne seçildi. Film 15 Nisan'da Emek Sineması'nda 21.30 seansında gösterilecek.
7 Kasım 2008
Amsterdam Uluslararası Film Festivali IDFA kapsamında düzenlenen kaba montaj proje sunumuna seçilen 7 projeden biri KÖPRÜDEKİLER oldu. Sunumlar 24 ve 26 Kasım tarihleri arasında yapılacak.
15 Temmuz 2008
KÖPRÜDEKİLER'in İstanbul'daki çekimleri bitti. Berlin'de post-prodüksiyon süreci başladı.
7 Nisan 2008
KÖPRÜDEKİLER İsviçre'de "Nyon Visions Du Reel" Festivali kapsamında düzenlenen EDN proje sunumuna seçilen 12 projeden biri oldu.
Kaynak: http://www.koprudekiler.com/
Nick James, Sight & Sound
... Hayranlık verici bir hassasiyet ve kusursuz bir zamanlamayla bir araya getirilmiş ...
24 Nisan 2009
Klaus Eder, Fipresci
... Hiç şüphe yok ki KÖPRÜDEKİLER arkasında iz bırakacak mükemmel bir film ...
Nisan 2009
Olkan Özyurt, Sabah
... KÖPRÜDEKİLER, hem İstanbul'un çeliskilerini gösterirken, hem de metropolün 'arka sokaklarına' kulak vererek, yeni bir yönetmeni müjdeleyen bir film ...
18 Nisan 2009
28.Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında verilen "Altın Lale Yılın En İyi Türk Filmi" ödülü KÖPRÜDEKİLER'e verildi. Filmin yönetmeni ve yapımcısı Aslı Özge ve filmin diğer iki yapımcısı Sevil Demirci ve Fabian Massah'a ödüllerini Altın Lale Ulusal Yarışma Jüri Başkanı Kutluğ Ataman takdim etti.
30 Mart 2009
KÖPRÜDEKİLER İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Bölümü'ne seçildi. Film 15 Nisan'da Emek Sineması'nda 21.30 seansında gösterilecek.
7 Kasım 2008
Amsterdam Uluslararası Film Festivali IDFA kapsamında düzenlenen kaba montaj proje sunumuna seçilen 7 projeden biri KÖPRÜDEKİLER oldu. Sunumlar 24 ve 26 Kasım tarihleri arasında yapılacak.
15 Temmuz 2008
KÖPRÜDEKİLER'in İstanbul'daki çekimleri bitti. Berlin'de post-prodüksiyon süreci başladı.
7 Nisan 2008
KÖPRÜDEKİLER İsviçre'de "Nyon Visions Du Reel" Festivali kapsamında düzenlenen EDN proje sunumuna seçilen 12 projeden biri oldu.
Kaynak: http://www.koprudekiler.com/
8 Eylül 2009 Salı
sonbahar (2007)

Sonbaharın alenen geldiği bugünlerde oturup uzun zamandır izlemeyi ertelediğim bol ödüllü Sonbahar'ı izledim. Dışarda yağmur, evde tek başına derken filmin içime oturduğunu fark ettim bu sabah. Her saniye ne kadar yavaş akarsa aksın, anlamlı bu filmde. Doğu Karadeniz'in olağanüstü doğası, kasvetli havası ve ölüme tik tak tik tak diye geri sayan Yusuf'un hikayesi insanı derinden etkiliyor. Nuri Bilge Ceylan ile birlikte durağan, görsel ağırlıklı sinemaya alışmaya başlayan yurdum sinefil yavruları için biçilmiş kaftan. Hiçbir şeye özenmeyen, tamamen doğal diyaloglarla ilerleyen, salt sinema. Vallahi bravo Özcan Alper. Sonbahar bitmeden mutlaka izleyin.
10 Ağustos 2009 Pazartesi
ıssız adam en iyi filmse...
...kötü olanları düşünemiyorum.Haberin linkini vereceğim, belki de çoğunuz görmüşsünüzdür. Issız Adam Amerika'da Rhode Island Film Festivalinde en iyi film ödülünü almış. Festivalde ne kötü filmler varsa Issız Adam en iyisi seçilmiş, siz düşünün artık.
Yine de Türk Sineması için güzel bir haber. Milliyetçi duygularla yaklaşmayıp sinemasal duygularla yaklaşırsak, ne alaka? demek daha yerinde olur. Babam ve Oğlum olsa anlayacağım ama bir sürü aksaklığı, eksikliği olan Issız Adam nasıl olur da en iyi film ödülünü alır? Her şeyden önce şunu itiraf edeyim ben bu filme gittim ve ağladım. Hiç gocunmam. O zamanki ruh halime çok uyuyordu, kendime ağladım muhtemelen. Ama bu bir filmi iyi yapmaya yetmiyor tabi ki. Müsamere kıvamındaki diyaloglar en rahatsız edici kısmıydı. Öğrenilmiş, doğal olmayan espriler filmi istila etmişti. Mekanlar özentiydi. Karakterlerin meslekleri bile gerçek hayatta yaşamadıklarını gözüme gözüme soktu. Bu filmdeki mekanlar, ancak İstanbul'u hiç bilmeyen birine yani bir turiste ilginç ve güzel gelebilir. Sahte bir otantizm... Ne gerek varsa. Neyse turist olmadığımız için biz yemedik. Amerika'lılar o yüzden sevdiler herhalde. Filmde Amerikan romantik-komedi tarzı espri ve durumlar da bolca kullanılmıştı, onun da etkisi olmuştur.
Hem en iyi film ödülü, içinde birçok şeyi barındırır benim bildiğim. Issız Adam mutlaka ki bu kriterlerin bir kısmını barındırıyor, ama çok azını... Mesela En iyi müzik ödülü gönlümden kopardı. Hakkıyla alır götürürdü. Ama en iyi film! Çok iddialı ne diyeyim.
haber burada
23 Haziran 2009 Salı
Susuz Yaz ile ilgili bilinmeyenler!
Bundan tam 44 yıl önce Berlin Film Festivali gibi prestijli bir festivalden Altın Ayı ile dönen Susuz Yaz'ın başına gelenleri bir duysanız... Metin Erksan'ın yönettiği Necati Cumalı'nın unutulmaz eserinden uyarlanan Susuz Yaz, meğersem sonradan pornoya dönüştürülmüş, hem de filmin yapımcısı ve başrol oyuncusu tarafından!Detaylı trajik hikayeyi Nebil Özgentürk burada anlatmış.
Ağlanacak şeylere gülmeyi seven yurdum insanı için geliyor;
filmin müstehcen versiyonu da burada.
19 Haziran 2009 Cuma
emre şahin

Bugün size bir yönetmenden söz etmek istiyorum sevgili sinefil yavruları. Üstelik bugüne kadar çektiği iki filmi de ödül almış bir yönetmen. Emre Şahin. Kendisi memleketimizde pek tanınmasa da Hollywood onu tanımış, ödüller bile vermiş. İkinci kısa filmi Çanta ile Beverly Hills Uluslararası Film Festivali'nde 'En İyi Sinematografi' ödülünü, öğrencilik yıllarındaki ilk filmi Fetish ile de EMMY ödülünü kazanmış. Şu anda da, çekimleri İstanbul'da devam eden 40 filmi ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Arada bir de belgesel çalışması var. Diyeceğim o ki; Yeni kuşak Türk sinemacıları var. Türk sineması Nuri Bilge Ceylan'dan Zeki Demirkubuz'dan ibaret değil. Türk sinemasının iyisi illa sanat filmi olmak zorunda değil. Onlar da olsun, Cannes'larda ödüller alsın ama sinema bir endüstriyse, endüstrinin kalbi de Amerika'daysa bakınız Emre Şahin orada da başarıyı yakalayabilmiş. 40 filmi trailer burada. Tüm detaylar facebook'ta. Şahsen ben heyecanlandım izleyince. Yurdumda böyle filmleri daha çok görmek istiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



